Yeni şiirim: “Chaussée de Haecht’ın Aynasında” uluslararası şiir etkinliği Passages’ta

En son şiirim “Chaussée de Haecht’ın Aynasında” ile uluslararası şiir etkinliği Passages’ta.
Tamamı ve İngilizce/Fransızcası aşağıda ve Türkçe okumam Kader Sevinc Youtube kanalında ▶️ https://youtu.be/jDCduhjkwWc

***
My latest poem @ Passages international poetry event. The full poem and its English/French version can be found below and for my reading in Turkish please visit Kader Sevinc Youtube channel ▶️ https://youtu.be/jDCduhjkwWc

Şiirin Türkçe/İngilizce/Fransızca metnini aşağıda bulabilirsiniz.

EN/FR/TR ⬇️

In the mirror of Chaussée d’Haecht

Kader Sevinç

behind the solitude of darkness

strolling through Schaerbeek at night

blind and unwritten

looking inside

men-only cafes

segregated between Turks from Emirdağ and the Balkans

we’re on the ship of an unknown nightmare

leaving from our ghettos by dark

my words can’t migrate to your heart

a distinct TV echoes

“the world’s biggest jailer of journalists”

this is my home

shouted at shadows

“stop this madness”

no one heard

but Brussels’ crows

tram 92 runs through stereotypes

nothing heals migrant wounds

scarred languages

here no stray dogs to walk along with

night is almost asleep

no open bakkals or pide restaurants

a friend from a distance

whispers sorrow

“Nuriye and Semih are in hunger-strike and

ask their jobs back,

nothing more”

silence is like a suicidal flame

fuelled by mistrust

the wind is sweeping the sidewalks

night is now ready to be torn apart

a bloody witch-hunt

the grass of persuasion is on the move

multiply our desolation

hayır! hayır! no more consolation!

Europe’s ballads

taste of regrets

mourning our old dream

as it is still glowing

your political hypocrisy pours down on my beautiful home

as blood and tears

words are now made of ash

Chaussée de Haecht swallows

time and deception

Brussels

***

Dans le miroir de la Chaussée de Haecht

derrière la solitude de l’obscurité
se balader à travers Schaerbeek la nuit
à l’aveugle, non écrit

regarder à l’intérieur
des bars réservés aux hommes
les Turcs d’ Emirdağ et ceux des Balkans séparés

nous sommes embarqués pour un cauchemar inconnu
nous quittons nos ghettos quand tombe la nuit
mes mots ne peuvent migrer vers ton cœur

un écho de télé distinct parle
du « plus grand geôlier de journalistes du monde »
c’est chez moi

crié aux ombres
« arrêtez cette folie »
personne n’a entendu
sauf les corneilles de Bruxelles

le tram 92 parcourt les stéréotypes
rien n’égale les blessures d’un migrant
les langues cicatrisées

aucun chien errant pour accompagner ma balade
la nuit est presque endormie
les restos bakkals ou pide tous fermés

un ami lointain
murmure ses soucis
« Nuriye et Semih font la grève de la faim,
ils demandent seulement qu’on leur rende leur travail,
rien d’autre »

le silence est comme une flamme suicidaire
alimentée par la méfiance
le vent balaie les trottoirs
la nuit est prête à être déchirée
une chasse aux sorcières sanglante

l’herbe de la persuasion se met en marche
multipliez notre désolation
hayır! hayır! plus de consolation!

les ballades d’Europe
ont le goût des regrets

pleurer notre rêve ancien
pendant qu’il grandit encore
ton hypocrisie politique noie ma belle maison
comme le sang et les larmes
les mots sont désormais faits de cendre
la Chaussée de Haecht avale
le temps et la déception

***

Chaussée de Haecht’ın Aynasında

karanlığın yalnızlığı ardında
ilerliyorum Schaerbeek’te gece
kör ve yok sayılmış

eğilip içine bakıyorum
Emirdağlı ve Balkanlı Türkler arasında bölünmüş
yalnız erkekler için olan kahvelerin

bilinmez bir kabusun gemisindeyiz
sessizce gettolarımızdan ayrılan
sözcüklerim göçmez yüreğinize

Bir televizyon sesi yankılanıyor uzaktan
“dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi”
yurdum

gölgelere bağırdı
“durdurun şu çılgınlığı”
kimse duymadı
yalnızca Brüksel kargaları

92 nolu tramvay önyargılardan geçip gidiyor
yara izli dilleri
hiç bir şey sağlatmıyor göçebe yaraları

burada sana yoldaşlık edecek sokak köpekleri yok
gece uykuya dalmak üzere
ne açık bir bakkal var, ne de pideci

uzaktan bir dost
Fısıldıyor hüzünle
« Semih ve Nuriye açlık grevinde,
geri istiyorlar işlerini
budur hepsi »

sessizlik ölümcül bir alev gibi
harlıyor güvensizlik
rüzgar yalıyor kaldırımları
gece gitmeye hazırlanıyor
« Cumhuriyet’e polis baskını »
lanet bir çadı avı

iknanın otları dalgalı
çoğalt ıssızlığımızı
hayır! hayır! istemez daha fazla avuntu

Avrupa’nın ezgileri
pişmanlığın tadında

parlamayı sürdüren eski rüyamızın yasındayız
kan ve gözyaşı olarak yağarken güzel toprağıma
siyasi hipokrasiniz
küldendir artık sözcükleriniz
Chaussée de Haecht yutuyor zamanı ve aldanmışlığı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir