top of page

22 Mart 2016 - Saat 09:11’e Doğru

  • Writer: Kader Sevinc
    Kader Sevinc
  • Mar 22
  • 4 min read

Bazı sabahlar, daha başlamadan kırılmıştır.


22 Mart 2016 sabahı, Brüksel’de öyle bir sabah vardı. Şehir dışarıdan bakıldığında her zamanki gibi akıyordu. Aynı sokaklar, aynı ritim, aynı geçişler. Ama içeride, henüz adı konmamış bir şey vardı. Bir kesinti. Bir eşik.


Saat 9 civarında Maelbeek metro istasyonunda olacaktım, yetişmem gereken önemli bir toplantı vardı. Bu, Brüksel'de AB ve diplomasi işleriyle uğraşan bizler için sıradan bir planın parçasıydı. Bir toplantıya gitmek, metroya binmek, birkaç durak ilerlemek. Hayatın küçük ve görünmez koreografilerinden biri.


Saat 07:58 ve 08:00’de havalimanındaki patlamalar olduğu haberi ekrana düştü. Haberler parçalıydı, ne olduğu anlaşılamıyordu. Belirsizlik hâkimdi. Gündelik hayatın akışı henüz kesilmemişti, sadece hafifçe çatlamıştı.


Sonra tam çıkacakken bir telefon geldi.


Toplantının iptal edildiği söylendi. Galiba Türkiye’den gelen heyet havalimanındaki sorun nedeniyle gelemiyordu.


Ve o küçük müdahale, hayatın akışını değiştirdi. Toplantı için çıkmadım böylece ve kendime bir kahve yaptım.


Penceremden bakıldığında, Maelbeek metro istasyonuna doğru ilerleyen itfaiye araçları görülebiliyordu. Bir şeyler olduğu belliydi ama ne olduğu henüz bilinmiyordu.


Ekranıma Maelbeek metro istasyonunda patlama haberi düştüğünde kanım dondu. Artık bir terör saldırısı olduğu netti. Pencereden metro istasyonuna baktım.


Daha sonra öğrendiğime göre Saat 09:11’de patlama gerçekleşti. Toplantı iptal olmasa tam metroda olacağım anlarda.


Zaman ve olaylar, bazen böyle çalışır. Önce sessizce yer değiştirir sonra bir anda kendilerini tüm netliğiyle açığa çıkarırlar.


Maelbeek metro istasyonu, sıradan bir istasyon değildir. Schuman Tren İstasyonu'nun hemen yanında, Avrupa Birliği kurumlarının ortasında yer alır. Avrupa Komisyonu binalarının altında, Avrupa mahallesinin kalbinde.


Bu istasyonun hedef alınması, sadece bir mekânın değil, bir fikrin de hedef alınmasıydı.


Açıklığın. Birlikte yaşamanın. Çok katmanlı bir dünyanın.


Brüksel uzun yıllar bu fikrin şehirlerinden biri oldu. Dillerin, kimliklerin, geçmişlerin birbirine değdiği bir yer. Ama o sabah, bu temasın kırılabileceği de görüldü.


Hafızanın İnce Gerilimi


Bu tür anlar geçmez.


Zamanın hafızasında öylece asılı kalırlar.


Bugün toplu taşıma araçlarına binerken hala hissettiğimiz şey tam olarak korku değildir. Daha çok bir hatırlama biçimi. Bir tür iç gerilim. Bir şeyin mümkün olduğunu bilmenin yarattığı sessiz uyanıklık hali.


Metroya inerken, bir peronda beklerken, bir otobüse binerken.


Zihin kısa bir an için durur.


Sonra hayat devam eder.


Ama o kısa an, hep oradadır.


En azından benim için bu hep böyle.


•••


Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı - 11 Eylül 2001


İlk gençlik yılları. Ailemle birlikte İzmir, Eski Foça’da yaşıyordum.


O yıllarda, Eski Foça’da yaşayan ünlü ressam Avni Arbaş ile sık sık bir araya gelirdim. Atölyesine giderdim, bazen telefonla konuşurduk.


Sanat, hayat ve şiir üzerine konuşurduk.


11 Eylül günü herkes gibi ben de New York'taki İkiz Kuleler (World Trade Center)'e terör saldırısı görüntülerini dehşet içinde izledim.


Sonra telefonla Avni Arbaş'ı aradım, konuştuk.


“Bu çok büyük bir felaket,” dedi Arbaş.

“Dünyayı bundan sonra çok daha zor zamanlar bekliyor.”


Gerçekten de öyle oldu.


Dünya bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmadı.


•••


Londra - Bir Gün İçinde Değişen Atmosfer


2005 yazı. Londra'da öğrencilik günlerim.


Gray’s Inn Road'ta kalıyorum, British Museum'a yürüyerek çok yakın bir nokta.


Derse gitmek için çıktım, sabahın en yoğun saatleri.


Şehir, hareketin en yoğun olduğu anlarından birini yaşıyordu. İnsanlar işe gidiyor, metro istasyonları doluyor, otobüsler dolup taşıyordu.


Bir seçim yapmam gerekiyordu.


Metro.


Otobüs.


Yürümek.


Metro ve otobüs arasında kısa bir tereddütten sonra yürümeyi seçtim.


Derse geldiğimde kantindeki televizyon ekranı az evvel yürüyerek geçtiğim yerleri gösteriyor ve patlamalardan bahsediyordu. Bu gerçekliğe uyum sağlamam biraz zaman aldı.


Saat 08:49’da metro hatlarında patlamalar olmuştu.


Saat 09:47’de Tavistock Square’de bir otobüs patlamıştı.


Bu hatların hepsi aynı coğrafyanın içindeydi. King’s Cross çevresi, Russell Square hattı ve Tavistock Square birbirine çok yakın noktalardı. Hepsi güzergahım üzerindeydi o sabah.


O kısa tereddüt sonrası yürüyerek bu patlamadan kurtulmuştum.


Patlamalar büyük bir şok etkisi yaratmıştı ama başka kırılmalar başlayacaktı asıl ondan sonra.


Londra’nın çok kültürlü, çok renkli açık yapısı bir gün içinde değişti. Görünmez sınırlar oluştu. Bakışlar değişti. Şüphe, kamusal alanın içine yerleşti.


Olağan yürüyüş güzergahım olan Russell Square, British Museum çevresinde, sokaklarda, sivil polislerin insanları durdurduğu, yere yatırdığı, gözaltına aldığı sahnelere defalarca tanık oldum.


Ve bir gün, Jean Charles de Menezes, sadece sırt çantası taşıdığı ve koştuğu için polis tarafından vurularak öldürüldü.


Bir şehir, bir günde değişebilir.


•••


Heathrow - Bir Başka Eşik


Birkaç aylığına Londra'dayım ve Londra’dan Kahire’ye uçuyorum.


Heathrow’da her şey sıradandı. British Airways uçağı sorunsuz şekilde zamanında kalktı.


Oysa Kahire’ye ulaştığımda haberler hiç de öyle demiyordu.


Uçağa bindiğim ve havalandığı sıralarda, havalimanında uçaklara yönelik büyük bir terör saldırısı planı ortaya çıkarılmıştı. Sıvı patlayıcılarla.


Belki de bindiğim uçak bu terör saldırısının hedefiydi.


•••


Bir Şehrin Yas Tutma Biçimi


Brüksel’de 2016'daki bu saldırının ardından sadece güvenlik değil, ifade biçimleri de değişti.


Şehir, kendi dilini aradı.


Uluslararası edebiyat merkezi Passa Porta ile birlikte, benim de parçası olduğum kent şairleri kolektifi Brussels Poetry Collective bünyesinde bir şiir okuması düzenlendi. Şiirlerimizle bir anma gerçekleştirdik.


O okumanın parçası olan Brükselli şairlerden biri olarak Brüksel’in de Londra gibi artık aynı kent olamayacağını biliyordum.


Bazı anlar vardır, sözcükler yetersiz kalır, susmaksa adaletsiz.


Belki de bazı şiirler, eserler tam olarak bu yüzden vardır.


•••


Bugün 22 Mart. Geriye dönüp tüm bu olayları düşünüyorum ve Avrupa’nın, dünyanın değişimini.


Bu olaylar birbirinden kopuk değil.


Bir hat gibi.


Bir hafıza çizgisi.


Ve o çizgi, hepimizin hayatlarının içinden geçiyor.


Metroya inerken.

Bir sokaktan yürürken.

Bir uçağa binerken.


Hayat çoğu zaman kesintisiz görünür.


Ama aslında, küçük gecikmelerle, küçük kararlarla, görünmez sapmalarla ilerler.


Ve bazen, sadece birkaç dakika, bütün bir hikâyeyi değiştirir.


22 Mart sabahı, bir şehrin kalbinde zaman parçalandı; geriye, sessizliğin içinde yankılanan bir soru kaldı: aynı hayatın içinden geçmeye devam edebilir miyiz, artık onun kırıldığını bilerek?

Comments


©1919 by J.Altman.

bottom of page