top of page

AB-Mercosur Anlaşması'na AP'nin Engel Çıkarması Süreci Etkiler Mi?

  • Writer: Kader Sevinc
    Kader Sevinc
  • Jan 22
  • 2 min read
Kader Sevinç
Kader Sevinç

AB-Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması etrafındaki tartışma, Avrupa Parlamentosu’ndaki oylamanın ardından hızla Brüksel dışına, üye devlet başkentlerine taşınmış durumda. Hukuki gerekçeler üzerinden başlayan süreç, artık açık biçimde liderler düzeyinde bir siyasi saflaşmaya dönüşüyor.


Avrupa Parlamentosu’nun, anlaşma için Avrupa Adalet Divanı’ndan hukuki görüş talep etme kararı, teknik bir prosedür gibi sunulsa da, fiilen anlaşmanın onaylanma sürecini 1–2 yıl uzatabilecek bir etki yaratıyor. Beklenmeyen birşey değil. Bu gecikme ihtimali, özellikle ticaret ve sanayi ağırlıklı ekonomilere sahip üye devletlerde ciddi rahatsızlık yaratmış durumda.


Oylamanın aritmetiği bu kırılganlığı net biçimde ortaya koydu. Karar, yalnızca 10 oy farkla geçti. Aşırı sol ve aşırı sağ gruplar, farklı gerekçelerle de olsa, süreci yavaşlatan bu hukuki başvuruyu destekledi. Merkezde yer alan, ticaret ve sanayi odaklı gruplar ise anlaşmanın daha fazla gecikmeden yürürlüğe girmesi gerektiğini savundu. Parlamento içindeki bu bölünme ve Avrupa Komisyonu’nun atacağı adımlar AB'nin uluslararası arenada tek ses olma ve çeviklikte yaşadığı zorluğu vurguluyor. Jeopolitik sarsıntılarla şekillenen yeni dünyada bu ciddi bir soruna dönüşüyor.


Bu rahatsızlığı en net biçimde dile getiren lider Friedrich Merz oldu. Merz, anlaşmanın daha fazla bekletilmemesi gerektiğini savunarak, geçici uygulama seçeneğini açıkça destekledi ve sürecin Parlamento’da kilitlenmesini eleştirdi. Almanya açısından Mercosur anlaşması, yalnızca ticari değil, aynı zamanda AB’nin küresel rekabet kapasitesinin korunması meselesi olarak görülüyor.


Merz yalnız değil. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Parlamento’daki gecikmeyi “stratejik zaman kaybı” olarak tanımlarken, AB’nin Latin Amerika ile ilişkilerinde güvenilirliğinin zedelendiği uyarısında bulundu. Portekiz Başbakanı Luís Montenegro da benzer şekilde, uzun süreli hukuki belirsizliğin AB’yi ABD ve Çin karşısında zayıflatacağını vurguladı.


Buna karşılık Fransa cephesinde tablo farklı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, mevcut haliyle anlaşmanın Fransız tarım sektörü açısından kabul edilemez olduğunu yineledi. Avusturya Şansölyesi Karl Nehammer ve İrlanda hükümeti de benzer iç siyasi baskılar nedeniyle temkinli bir çizgide duruyor. Bu ülkeler, Parlamento’nun hukuki görüş talebini süreci yavaşlatan ama siyasi açıdan koruyucu bir mekanizma olarak görüyor.


Ancak tablo bütüncül okunduğunda, tartışmanın yönü giderek netleşiyor. AB-Mercosur anlaşması, başından bu yana basit bir ticaret metni olarak ele alınmıyor. Dosya; AB’nin ekonomik güvenlik mimarisi, kritik hammaddelere erişimi, küresel tedarik zincirlerinde pozisyonu ve ABD-Çin rekabeti karşısındaki stratejik özerkliği ile doğrudan bağlantılı.


Bu nedenle Avrupa Komisyonu açısından mesele, Avrupa Adalet Divanı’nın görüşünü bekleyip beklememekten ziyade, zaman kaybını nasıl yöneteceği sorusuna indirgenmiş durumda. Mevcut güç dengeleri ve başkentlerden gelen siyasi sinyaller, Komisyon’un anlaşmayı tek seferde değil, adım adım ve seçici biçimde devreye sokma yönünde ilerleyeceğine işaret ediyor.


Başka bir ifadeyle, AB-Mercosur anlaşmasının geleceği büyük olasılıkla şu formülle şekillenecek: Hukuki süreç Avrupa Adalet Divanı’nda devam ederken, Avrupa Komisyonu, Parlamento’nun nihai onayını beklemeden, ekonomik güvenlik, sanayi ve tedarik zinciri açısından kritik görülen başlıkları kademeli olarak uygulamaya alacak.


Bu yaklaşım, AB için bir tercih değil; jeopolitik rekabet ortamında zorunlu bir uyum stratejisi olarak okunmalı. Mercosur dosyası bu nedenle, AB’nin yalnızca ticaret politikasını değil, küresel güç dengeleri içindeki konumunu da yeniden tanımlayan bir eşik haline gelmiş durumda.


Bu çerçevede, AB-Mercosur anlaşmasının Türkiye açısından yaratacağı etkileri daha önce aşağıdaki analizimde ele almış ve Gümrük Birliği, sanayi rekabeti ve dış ticaret dengeleri üzerindeki sonuçlarını ayrıntılı olarak değerlendirmiştim. İlgili analiz şu bağlantıda yer alıyor:



Comments


©1919 by J.Altman.

bottom of page